Gökkurt Sözlük | Yeni nesil katılımcı Türkçü sözlük
Cumhurbaşkanlığı Övünç Madalyası ve Türk Silahlı Kuvvetleri Övünç Madalyası sahibi Şehit Binbaşı.
Kıbrıs Barış Harekatı'nda Rum esir kampında görev yapmıştır.
80 döneminde Diyarbakır Askeri Cezaevi'nin İç Güvenlik Komutanlığı görevini yapmıştır.
Hakkında çekilmiş Türkiye ve Kuzey Irak'ta gösterimi yasak 2 sinema filmi,
Hakkında ve idare ettiği cezaevi ile alakalı onlarca kitap ve arkasından havlayan onbinler bırakmış büyük komutan.

Suikast emrinin (bkz:Kesire Yıldırım) tarafından verildiğini oğlu timuçin yıldıran bir tv programında açıklamıştır.

esat oktay yıldıran'a yetki ve talimatları veren türk silahlı kuvvetleri'dir. kimse tsk'nın emir-komuta zincirinde olan bir subay hakkında ağır ithamlarda bulunma ve aleyhine konuşma hakkı yoktur.
siyasiler gider, hükümetler geçer ama devlet hep kalır. işte devlet, türk silahlı kuvvetleri'dir.
kimin nasıl yargılayacağını, kime nasıl muamele yapılacağı yorumunuza, görüşünüze açık bir konu değildir.
1892 yılında o dönem i̇zmir'e bağlı olan kuş adasında dünyaya geldi 1911 de i̇stanbul hukuk mektebini bitirdi sonra i̇sviçre lozan ve freiburg üniversitelerinde okudu i̇zmir yunan işgaline uğrayınca türkiyeye geri dönüp milli mücadeleye katıldı tbmm de i̇zmir milletvekiliği yaptı türk medeni hukukunun gelişmesinde önemli rol oyandı ve türkiye adalet bakanlığı yaptı bozkurt-lotus davasında türkiyeyi savundu ve davayı kazandı 21 aralık 1943 yılında vefat etti
1. vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, şeriata göre hükmeden hakim.
2. nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
1. haberci, haber veren.
2. yüksek, yüce.
3. büyük türk şairidir. 17. asrın ikinci yarısında yaşamıştır.
1. genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ ya da firkete ile yapılan ince dantel.
2. i̇nce, güzel, nazik.
1. ölçü, nispet, derece. ölçülü, hesaplı.
2. tahmin.
3. anlayışlı.
4. abartma, abartı.
5. özel işaret, nişan.
1. i̇yi, güzel, eksiksiz, tam.
2. gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen.
3. becerikli.
4. eflatun rengi.
5. i̇şe yarar uygun.
6. cesur kabadayı.
1. su kaynağı.
2. akarsulardan oluşan küçük derecik.
3. i̇ki derenin birleştiği dar yer.
4. karların erimesiyle oluşan ufak dere.
1. kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan.
2. tutuklu olmayan, hür. başkasının kölesi olmayan. bağımsız.
1. başka, gayrı, diğer. yabancı, ağyar.
2. i̇yi, güzel.
3. i̇ki dağ arasındaki dereciklerin birleştiği yer, derenin başlangıcı.
4. şakacı.
5. cana yakın, sıcakkanlı.
6. yürekli, gözü pek.
1. soyca temiz, köleliği olmayan, özgür.
2. özle, özvarlıkla, gerçekle ilgili.
3. suların geçtiği yer, su geçidi.
4. özsu.
1. oğuz destanında tiyenşan dağlarıyla orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge.
2. moğolca'da yer tanrıçası.
* i̇sim olarak kullanılmaz.
kimi ağaçlarda yapraklardan ayrı olarak süren ince yaprak. çalılık ve sık otlu yerler. sarı, kırmızı, çiçek açan ufak yapraklı anların çok sevdiği bir tür ot. meşe ağacı filizi.
yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme. bir suyun çıktığı yer, su başı. kaynak suyunun devamlı aktığı yer.
1. kimi kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu.
2. güzel, canlı, gürbüz, şişman.
3. dağınık.
1. aydınlık, açıklık. belli olma.
2. bir tarikatın adı. halvetiyyenin ruşeni kolunun kurucusu olan aydınlı ömer dede'dir.
1. rıza, razılık, razı olma.
2. cennet kapısında bekleyen melek. kur'an'da 10'dan fazla yerde geçmektedir
1. i̇nce, yumuşak kumaş.
2. kenar saçağı.
3. döşek, döşeme, minder, yastık.
4. kuşu çok olan çimenlik.
5. dalları salkım salkım olan ağaç.
1. sağlam, temeli güçlü, dayanıklı.
2. bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan (kimse). kur'an'da rasihûn olarak geçer.
1. dördüncü. saatteki salisenin
2. tanzimattan sonra memurlukta kolağası derecesinde bir rütbe.
3. ünlü kadın mutasavvuf.
1. i̇ki şeyi birbirine bağlayan şey, bağ.
2. münasebet, ilgi.
3. bağlılık, mensub olma.
4. sıra, tertip, usul, düzen.